
Lana Del Rey,müzik endüstrisinin son derece tarz yokluğunda, herkes birbirine benzemeye de başlamışken, kendine özgü havasıyla jet hızıyla yükseliyor bu aralar. Ne tuhaftır ki, bir İngiliz olarak Adele’i Amerika bağrına basmışken, bir Amerikalı olarak Lana Del Rey’i, İngilizler daha çok baş tacı ediyor.
Mart 2012 Vogue Amerika kapağı Adele olurken, İngiltere Vogue kapağına Lana Del Rey yerleşiyor. Aslında müzik tarzına ve havasına post-Nancy Sinatra da denilebilir ve bu anlamda imajı nostaljik bir Hollywood havası veriyor ve şarkılarını da hikaye anlatır gibi söylüyor Lana. Vintage tarzıyla, duruşu ve iç gıcıklayıcı şarkı söyleyişiyle albümü “Born to die” piyasaya çıkar çıkmaz, 1 milyona yakın satıp, İngiltere ve Avustralya dahil tam 6 ülkede albüm satışlarının 1 numarası olurken, Amerika’da da zirve ortağı oldu bile Adele’e. Lana del Rey, New York’lu. İşin ilginci 2008 yılında da, piyasaya üç şarkılık bir EP ile Lizzy Grant adıyla girdiği halde, hatta 2010 yılında yayınladığı ve çok ta kimsenin ruhunun duymadığı albümüne rağmen, Haziran 2011’de yaptığı yepyeni plak anlaşması ve yepyeni sahne ismi Lana Del Rey ile endüstrinin yeni birini süperstarlaştırma açlığına, Lana cuk oturmuş oluyor. İlk single “Videogames” benim de favorim. Tarzına Indie pop diyebilirsiniz ya da özetle alternatif pop starımız oluyor Lana ve albümü bizde de Avrupa Müzik etiketiyle raflarda. Ancak özellikle sosyal medyada, bir Lana Del Rey merağı var ki sormayın. İlk iki şarkısı ve albümde de Blue Jeans ve Diet Mountain Dew gibi oldukça cazip şarkıları var ama bana kalırsa acil remix’lere de ihtiyacı var Del Rey’in. Velhasıl dj çantalarına, Born to die, Guxxi Vump remix'i girdi çoktan.
Bu arada vintage pop starımızın listelerdeki yükselişi devam ederken, bir de üzerine İngiltere’nin prestijli Brits ödüllerinden, “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” ödülünü kucaklayınca, tutmayın Lana’yı. The Guardian’ın, “Lady Gaga’dan sonra New York’un en ünlüsü olacak”, dediği Lana Del Rey şöhreti kaptı bile. Lana’nın , baştan çıkarıcı şarkı söyleyişi kulüplere de sıçramaya başlıyor elbette. Şarkılarına yapılan remix’ler şimdilik şarkıların orijinalleri kadar alternatif ve dansa pek müsait değil ancak her an daha enerjik remikslerle kulüp listeleri için de harika bir malzeme olabilir, tıpkı bir zamanlar Björk’ün indie dance şarkılarına olağanüstü remix’lerle kazandırılan kulüp hitleri gibi. Hazır şöhreti hız kazanmışken ilk albümünü de, çiçeklendirip 2012 yazına yetiştirecek Lana Del Rey’in ikinci single’ı “Born to die” radyoların da favorisi olmaya devam ediyor. 1986 doğumlu Elizabeth Grant, her ne kadar masum bir kışkırtıcılık sunsa da, Lana Del Rey olarak; tıpkı Lady Gaga’mız, Stefani Joanne Germanotta gibi bir New York’lu da olduğuna göre ,her an her şeyi yapabilir. Hallerinin pek tahmin edilebilir olmayışı , onu daha da cazip kılıyor. Nitekim ilham aldığı isimler olarak Britney Spears ve Kurt Cobain’i aynı cümlede kullanıyor olması bile yeterince ilgi çekici ve bu durumda Lana doğru yolda. Cenk Erdem.